gazipaşa’nın ücra bir birahanesinden çıkmış yürüyorduk ta ile. yolun karşısına geçip belediye tiyatro salonuna gitmek üzere sallana sallana yürüyorduk. sallantımız biradan felan değildi. yüzüme vuran soğuk hava ve ta’nın berbat sohbetine benim keyifsizliğim eklenince sallanmak düzgün yürümekten daha çekici geliyordu. saçma olabilir, ama o an zevkli gelmişti. ceplerimi karıştırıp bozuk para çıkardım ve bir paket sigara aldım. ta yeni başlıyordu sigaraya, tüm uyarılarıma rağmen yinede içiyordu. (aslında yalan söyledim başlasın istiyordum, hep millet benden otlanacak değildi) soğuktan dudaklarım feci halde kurumuştu, ellerim üşüyordu ve sigara jelatinini titreyek açtım. birer tane yaktığımız sırada tiyatronun önünde bulunuyorduk. yarısında yere atmayacak kadar tasarruflu insanlardık, tüm paketi çöpe atabilecek kadarda ahmak. herneyse, ta acemi acemi içiyor ve ben büyük bir ustalıkla dumanla adeta sevişiyordum. (bok varmış gibi anlatmaya bayılıyorum, aman ne büyük marifet)
salondan içeri girip afişlere bile bakmadan doğrudan gişeye yöneldik.
-moruk, bize iki bilet. uçurtmanın kuyruğu’na.
ta’nın bu ”moruk” lafına uyuz olmuyor değildim, ama kafasına göre takılmasıda iyiydi. aslına bakılırsa bu oyundaki caner adlı elemanı pek sevmem, ta’nın dizilerde oynayan oyuncuların tiyatro oyununa olan düşkünlüğü yüzünden ve benim bir tiyatro oyuncusu olarak herhangi bir oyunu izleme potansiyelim yüzünden bu oyuna girecektik.
seanslarla ilgilenmedim zaten genelde tek seans oluyordu. ama bu herifler medyatik adamlardı yahu belkide günde bir iki matine bile çevirebilirlerdi. sanmam, haftada bir matine felandır.
herneyse, ilgilenmedim ve dışarı yöneldim. ta yanıma gelip daha yirmi dakika olduğunu söyledi. bir sigara daha yakıp kafamı salladım.
-moruk neden konuşmuyorsun” diye tısladı ta,
yoldan arabalar geçiyordu, duman gözümün önünü kaplıyordu ve tüm ihtişamıyla cadde gözlerimde büyüyordu. kendimi birşeylere bakıyorken bulmak, olası tüm dertleri bir an olsun unutabilmenin ilk adımı gibi geliyor bana. ve herşeye s.ktir çekip bir tiyatro oyununa girerek beynini boşaltmak, huzur kelimesini tam doldurmasada kısa bir zaman diliminde nefes almamı kolaylaştırıyordu..
